Bir mülkü ofise getiren ilk cümle hep aynıdır: evi satacağım. Bizim ilk işimiz o evin kâğıtlarını bir kapak altında toplamaktır. Tapunun fotokopisi, belediyeden ve yönetimden gelen yazılar, poliçe, ölçüm krokisi, anahtar etiketi; hepsi mülk başına açılan tek dosyaya girer ve dosya satış kapanana kadar açık kalır.
Bunu düzen sevdiğimiz için yapmıyoruz. Bir satışın bozulduğu yerlerin neredeyse tamamı bir belgenin geç görülmesinden çıkıyor: tapuda duran bir şerh, alınmamış bir iskân, hisseli bir tapuda haberi olmayan bir malik. Bunlar satışın ortasında değil, başında öğrenilirse çözülebilir kalemlerdir. Dosyayı ilk hafta kurmamızın sebebi, kötü haberi son hafta vermemek.
Dosya tek taraf için tutulmaz. Şakülün işi düşeyi vermektir: duvarın dik görünmesi yetmez, ip neyin gerçekten dik olduğunu gösterir ve kararı göz kararından alıp ölçüye bağlar. Ölçü kimin baktığına göre değişmez; dosya da öyle kurulur: satıcıya iskân yok diyorsak alıcıya da iskân yok deriz, alıcıya gösterdiğimiz emsal bandını satıcı da görür. Bir tarafa anlatılıp öbüründen saklanan bilgi, işlemi en pahalı anında, tapu masasında bozar.
İlerledikçe dosyanın içi kalınlaşır ve üretilen her kâğıdın bir örneği size de kalır. Yer gösterme formunun bir nüshası malikte durur; ön protokol iki tarafta da imzalı kalır; teslim tutanağı sayacın kaçta kaldığını yıllar sonra bile okutur. Bir aşamada ne olduğunu sormak zorunda kalmıyorsanız, sebebi elinizdeki dosyadır.